Blog

17 Ocak 2017

Obsesif Kompulsif Bozukluk

Toplumda yaklaşık %2-3 sıklığında görülen önemli işlevsel kayıplara yol açan bir ruhsal bozukluktur. Psikoterapi süreci ve ilaç tedavisi ile beklenen iyi yanıtlar alınması bir ksım olguda oldukça zordur. Olguların yaklaşık üçte biri sürekli ve şiddetli bir seyir gösterir ve ilaç tedavisi ve psikoterapiye iyi yanıt vermez buna karşın üçte biri ilaç tedavileri ile birlikte uygulanan psikoterapiye kısmen daha iyi yanıt verir. buna karşın altta yatan mükemmeliyetçilik, ayrıntıcılık ve risklerden kaçınma mizaç özellikleri ve zarardan kaçınma davranışları yaşam boyu devam edebilir. kesinlik arayışı, belirsizliğe tahammülsüzlük, ayrıtıntılara boğulma, ufak konularda karar verememe, kendni izole etme, duygularını ifade edememe, tepkilerini verirken aşırı biçimde formal biçimde davranma gibi özellikler sıklıkla eşlik edebilir.

Obsesyon; kişinin saçma olduğunu bildiği halde, zihnine tekrarlayıcı ve zorlayıcı bir şekilde gelen, bilinçli çaba ile zihninden uzaklaştıramadığı düşüncelerdir. Kompulsiyon; obsesyonların yarattığı anksiyeteyi azaltmak için kişinin istemli bir şekilde yinelediği davranış veya düşüncelerdir. 4 alt tipi vardır:

Kontaminasyon (bulaşma): Kişi bedenine bir pislik veya mikrop bulaştığı düşüncesiyle (obsesyon) sürekli ellerini yıkama, banyo yapma (kompulsiyon) ihtiyacı hisseder. En sık görülen alt tiptir.
Şüphe: Bir işi yaptığından (örneğin; ocağı söndürme, kapıyı kilitleme) emin olamadığı için, bunu sürekli kontrol etme ihtiyacı duyar.
Simetri: Etraftaki nesnelerin simetrik veya düzenli bir şekilde durmaması kişide aşırı anksiyete doğurur ve sürekli bunları düzeltme ihtiyacı duyar.
Dini, Cinsellik veya saldırganlık: dini konularda isteği dışında ters şeyler söyleme, cinsel konularda yakınlarına karşı cinsel duygular besleme, eşcinsel olma, ya da konuşurken insanların cinsel organına bakma şeklinde obsesyonlar ve istemeden veya farkında olmadan birisine saldırma-zarar verme obsesyonu tabloya hakimdir. Bunlara ikincil olarak kaçınma davranışı gelişebilir (örneğin; evden dışarı çıkmama).

Yaşam boyu yaygınlığı %2-3 kadardır. Olguların %10’unda obsesyon ve kompulsiyonlar kişiye saçma gelmez, bunlara “iç görüsü az olan tip” adı verilir. Bu tipin prognozu diğerlerine göre daha kötüdür. OKB’nin seyrinde; %20-30 hasta önemli ölçüde düzelir, %40-50 hastada orta derecede düzelme görülür, %20-40 hasta, hasta olarak kalır veya belirtileri daha kötüleşir.

Tedavisinde özellikle orta ve ağır formlarında mutlaka ilaç tedavisi ve birlikte bilişsel davranışçı psikoterapi uygulanmaktadır.

Maruz bırakma (Exposure) kaçınılan ve kaygı duyulan ortamlara maruz bırakma tedavisi oldukça etkindir. İlaç antidepresan ilaçlar arasında SSRI’lar ve klomipramin yüksek dozlarda etkilidir.

İlaç tedavisinin en az 12 hafta yüksek dozda sürdürülmesi önerilmektedir.

 

Prof. Dr. Selçuk Aslan | Psikiyatrist  ve Psikoterapist 

Ruhsal Sorunlar ve Tedavileri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir