Blog

17 Ocak 2017

Genç ve Ergenlerde Madde Denemeleri ve Bağımlılığı

Genclik dönemi ve madde

Ergenlik ve gençlik dönemi, hızlı biyolojik olgunlaşma ile birlikte psikososyal değişikliklerin ortaya çıktığı ve gelişimsel kriz yaşanma potansiyelinin olduğu bir dönemdir.

Kimlik geliştirme süreci içinde bulunan ve yoğun içsel çatışmalar yaşayan ergenler, herhangi bir risk faktörü ile karşılaştıklarında daha çok sağlık problemi yaşamaktadırlar. Gençler genellikle yüksek risk etkenlerine sahiptirler ve bu nedenle diğer insanlara göre daha fazla yardıma gereksinim duymaktadır.

Ergenler, kimlik kazanma, yenilik arama, farklı yaşantıları deneme konusundaki merakları, beklide kendileri keşfetme ve yaşam arzuları nedeniyle, madde kullanmaya başlama açısından önemli bir risk grubunu oluşturur. Çeşitli maddelere başlama yaşının genellikle gençlik yılları içinde yer alması, bu sorunun aynı zamanda bir gençlik çağı sorunu olarak ele alınmasını gerektirmektedir. Birçok ülkede gençler arasında sigara, alkol ve diğer maddelerin kullanımı, kazalar, intihar, şiddet, istenmeyen gebelikler, cinsel yolla bulaşan hastalık riskini artırmaktadır.  Bu nedenle özellikle ergenlerde madde kullanımı ve bağımlılığı üzerinde durulmalıdır. (Aras ve ark., 2007). (Taşçı ve ark., 2005).

Gençlik ve Ergenlik Döneminde

Madde denemeleri ve bağımlılığı

Yazarlar: Danışman ve Rehber -Hülya Ermiş Demirtaş

Prof Dr. Selçuk Aslan, Tıp Dr. Psikiyatrist,

Ergenlik, hızlı biyolojik olgunlaşma ile birlikte psikososyal değişikliklerin ortaya çıktığı) ve gelişimsel kriz yaşanma potansiyelinin olduğu bir dönemdir.. Kimlik geliştirme süreci içinde bulunan ve yoğun içsel çatışmalar yaşayan ergenler, herhangi bir risk faktörü ile karşılaştıklarında daha çok sağlık problemi yaşamaktadırlar. Bu grubun üyeleri genellikle yüksek risk etkenlerine sahiptirler ve bu nedenle diğer insanlara göre daha fazla yardıma gereksinim duymaktadırlar (Aras ve ark., 2007).

Ergenler, kimlik kazanma, yenilik arama, farklı yaşantıları deneme konusundaki merakları, beklide kendileri keşfetme ve yaşam arzuları nedeniyle, madde kullanmaya başlama açısından önemli bir risk grubunu oluşturur. Çeşitli maddelere başlama yaşının genellikle gençlik yılları içinde yer alması, bu sorunun aynı zamanda bir gençlik çağı sorunu olarak ele alınmasını gerektirmektedir. Birçok ülkede gençler arasında sigara, alkol ve diğer maddelerin kullanımı, kazalar, intihar, şiddet, istenmeyen gebelikler, cinsel yolla bulaşan hastalık riskini artırmaktadır (Taşçı ve ark., 2005).

Son yıllarda tüm Avrupa ülkelerinde ergen ve gençler arasında alkol ve yasadışı madde kullanımında bir artış söz konusudur. Madde kullanımı, ABD’de en büyük sağlık sorunu olarak ele alınmaktadır. Amerikalıların %13 – 24’ü madde kullanımıyla ilgili bir sorun yaşamaktadır ve bu oran ülkedeki psikolojik sorunların içinde en yaygın olanıdır (Korkut, 2007).

Ülkemizde madde kullanımı, birçok ülkeyle karşılaştırıldığında düşük oranlardadır. Fakat ülkemizdeki genç nüfusu göz önüne aldığımızda bu düşük oranların ne kadar büyük rakamlar oluşturacağını unutmamak gerekmektedir. Ülkemizde gençler arasında yapılan çalışmalarda yarısından fazlasının sigara deneyiminin olduğu, ilköğretimde ise yaşam boyu en az bir kez tütün kullanma oranının % 16 olduğu görülmektedir. Yaşam boyu en az bir kez alkol kullanımı %35-45, esrar kullanımı %4, uçucu madde kullanımı % 4, ekstazi kullanımı için ise %2-2,5 oranları verilmektedir. Tütünden sonra en sık kullanılan maddeler sırasıyla alkol, uçucu maddeler ve esrardır (Şengezer ve Dilbaz, 2011).

 

“Madde”, kötüye kullanım ve bağımlılığa yol açabilecek, değişik yollarla alınabilen duygudurum, algılama, biliş ve diğer beyin işlevlerinde bir değişiklik yaratan her türlü kimyasal madde olarak tanımlanabilir. Bunlar esrar, eroin, kokain gibi reçete ile verilemeyen, yasadışı maddeler olabileceği gibi, amfetaminler, benzodiazepinler, diğer sedatif, hipnotik ilaçlar gibi yasal düzenlemeler çerçevesinde reçete ile verilebilen ilaçlar ya da yasal denetimlere tabi olmayan veya satışlarında kısmi yasal düzenlemeler olan uçucular, tütün (nikotin), kahve (kafein) ve alkol (etanol) gibi maddelerdir (Ceyhun, Oğuztürk ve Ceyhun, 2001).

 

Bağımlılık, kişinin madde alımı üzerindeki kontrolünü kaybetmesini ifade etmektedir. DSÖ madde bağımlılığını “kullanılan bir psikoaktif maddeye kişinin daha önceden değer verdiği diğer uğraşlardan ve nesnelerden belirgin olarak daha yüksek bir öncelik tanıma davranışı” olarak tanımlar. Diğer bir deyişle madde kullanımı bireye ve topluma zarar verici düzeyde bir davranış haline gelir (Yorgancıoğlu ve Esen, 2000).

 

Maddelerin patolojik kullanımı iki kategori içerisinde incelenmektedir: madde kötüye kullanımı ve madde bağımlılığı. Bunların her ikisi de, DSM-4 içerisinde temel bir kategori olan madde ile ilişkili bozukluklar kategorisini oluştururlar.

 

MADDELER

 

Nikotin ve Sigara: Dünyanın en önemli halk sağlığı sorunlarından birisi olan sigara (Pekşen ve ark., 2005), günümüzde gençlerin ölümüne diğer uyuşturucuların toplamından daha çok neden olacaktır (Powers ve Matano, 2008). Çünkü 1991’de yapılan bir araştırmaya göre lise son sınıf öğrencileri, diğer maddelerin kullanımının toplamından daha fazla sigara tüketmektedirler. Nikotin, tütünün alışkanlık yapan temel etmenidir. Nikotin reseptörleri denilen ve beynin haz merkezinde bulunan reseptörleri uyarır.

 

Alkol: Sigaradan sonra ergenler arasında en yaygın kullanılan maddedir. Ağız yoluyla alınmaktadır (Enişte, 2011). Krak ve eroin gibi uyuşturuculara karşı savaş açılmış olmasına rağmen, alkol, ergen yaş grubunda en fazla suiistimal edilen zararlıdır ve alkol kullanımının sonuçları, ergenlerde diğer uyuşturucuların toplamından daha fazla ölümle sonuçlanmaktadır. Her ne kadar günlük kullanım nispeten az görülse de, sürekli olmayan bir şekilde, olaylara bağlı olarak ya da aşırı miktarda içmek, çok daha yüksektir (Powers ve Matano, 2008). Alkol bağımlılığı, tolerans veya yoksunluk tepkilerini kapsar. Erken yaşlarda içmeye başlayan bir kişi, otuzlu ya da kırklı yaşlarda ilk yoksunluk belirtilerini geliştirmeye başlar.

 

Esrar: Hint kenevirinden elde edilen uyuşturucu maddedir.  İşleniş biçimine göre marihuana, gubar, ganja adını da alır. Sigaraya sarılarak (koreks olarak anılır), toz halinde buruna çekilerek, alüminyum folyo üzerinde ısıtılıp buruna buharı çekilerek solunum yoluyla (kaydırma olarak adlandırılır) ve intravenoz yolla (shat adı verilir) kullanılabilir ( Enişte, 2011). Marihuana, kannabis sativa denilen bir bitkinin kurutulmuş ve ufalanmış yaprak ve çiçek uçlarından oluşur. Sıklıkla sigara gibi içilir. Günümüzde marihuana kullanımı pek çok ülkede yasadışıdır (Davison ve Neale, 2004).

 

Yatıştırıcılar: Sıklıkla sakinleştirici olarak anılan temel yatıştırıcılar (sedatifler), bedenin aktivitesinin yavaşlatır ve tepkilerini azaltırlar. Bu grupta morfin, eroin ve kodein gibi sakinleştiriciler vardır. Bunlar az miktarda kullanıldığında ağrı giderici işlevi görürler.

 

Uyarıcılar: Uyarıcılar, beyin ve sempatik sinir sistemini etkileyerek dikkati ve motor aktiviteyi arttırırlar. Amfetamin ve kokain bu gruptadır. Amfetaminler sentetik uyarıcılardır; kokain ise koka yaprağından elde edilen doğal bir uyarıcıdır. Bu noktada az riskli fakat çok daha yaygın bir uyarıcı olan kafeine de değinmek gerekir. Kahve, çay, kakao, kola ve bazı soğuk içecekler ve diyet haplarında bulunan kafein; nadiren ilaç olarak görülen ancak güçlü etkileri olan, insanlarda tolerans gelişmesini sağlayan ve alışan insanlarda yoksunluk belirtileri yaratabilen dünyanın en popüler ilacıdır.

 

Uçucu Maddeler: Uçucu, çözücü, yapıştırıcı maddelerdir. Bali, Uhu gibi piyasada bildiğimiz yapıştırıcılardır. Tiner, yağ ve leke çıkarıcılar, elbise ve cam temizleyici sıvılar, aseton, kumaş boyası, çakmak gazı, benzin gibi maddeler toplumda bağımlılık yapıcı kötüye kullanılan maddelerdir. Torba içinden madde solunarak kullanılır.

 

Ecstasy  (Beyaz Kumrular):  Üstünde kuş, fil vb. gibi resimler bulunan tabletler biçimindedir. Ağız yoluyla alınır. Daha çok eğlence yerlerinde bulunur. 40 dakikada aşağı yukarı etkisi başlar. Enerji artışı, cinsel duygularda artış, güven duygusunda artış olur. Uzun süreli kullanımda ecstasy almadan hiçbir şeyden zevk almama ve dikkat bozukluğu yapar. Karaciğer yetmezliği ve ani ölümler yapabilir.

 

Tedavi ilkeleri

GENÇLER ve ERGENLERDE TEDAVİ İLKELERİ

 

Alkol ve uyuşturucu problemi olan ergenlerin tedavisinde başarılı olmak için maddeler halinde verilecek olan esasların dikkate alınması gerekir (Powers ve Matano, 2008):

 

DEĞERLENDİR: Önce ergenin madde suiistimalini değerlendirin. İkinci olarak aile sisteminde madde suiistimalinin oynadığı rolü değerlendirin. Üçüncü olarak madde suiistimali ile psikiyatrik eş zamanlı hastalıklar arasındaki ilişkiyi değerlendirin. Bu şekilde bir vaka formülasyonu oluşturun. Ergenler yetişkinlerden farklıdır ve özelde, ergen alkol ve uyuşturucu suiistimali, yetişkinlerinkinden birkaç temel şekilde farklıdır. Farklılıklar yaş, gelişme, aile bağları, sorumluluk farkındalığı, meşruiyet, tanısal kriter ve başkalarıyla ilişkileri içerir.

 

ALKOL VE UYUŞTURUCU PROBLEMLERİNİ ÖNCE TEDAVİ EDİN: Bağımlılık problemlerine seslenmeden diğer psikiyatrik sorunlara eğilmek boşunadır. Örneğin, ergenin hem alkol bağımlılığı hem de sosyal fobisi varsa sosyal fobinin tedavisinden önce alkolden kurtulmalıdır. Bir kişi alkol ve uyuşturucudan kurtulduğunda, psikiyatrik semptomlar da düzelebilir. Yani içki içmemek ergenin depresyonunu azaltabilir. Diğer bir husus, alkol ve uyuşturucu kullanımı ergende diğer psikiyatrik problemleri maskeleyebilir ve içki içmemem ile bu psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir. Alkol ve uyuşturucu tedavisi boyunca intihar ve ortaya çıkabilecek diğer ciddi psikiyatrik sorunlar açısından ergen,  yakından takip edilmelidir.

 

 

HEM ALKOL VE UYUŞTURUCU PROBLEMLERİNİN HEM DE PSİKİYATRİK HASTALIKLARIN YAŞAMI TEHDİT EDEN YANLARININ FARKINDA OLUN: Bizim temel pozisyonumuz, hem alkol ve uyuşturucu bağımlılıklarının hem de psikiyatrik hastalıkların ciddi ve ölümcül olabileceği yönündedir. İntihar ve adam öldürme eğilimi ve zayıf yaşam fonksiyonlarının hepsi, bu hastalıkların ciddi sonuçlarıdır.

 

ERGEN ALKOL VE UYUŞTUCU SUİİSTİMALİNİ, AİLE SİSTEMİ KONTEKSTİ DIŞINDA TEDAVİ ETMEYİN: Aile sistemi, ergenin madde kullanımı etkiler ve madde suiistimali de aile sistemini etkiler. Ergenin bakımına istikrarlı katılım ve madde ve etkili bir tedavi sonucu için ergenin tedavisinde, aile yükümlülüğü gerekir.

 

ERGENİN KOMPLEKS YAŞAMINDAKİ GÜÇ DİNAMİKLERİNE YÖNELİN: Ebeveynler finansal güç, sevip sevmeme, onaylama, zorlama ve eleştiri gücünü ellerinde tutarlar. Hissetmek, değerlendirmek ve bir güçle çalışmak, iyi bir tedavi planı formüle etmek için önemlidir.

 

EĞER KENDİNİZİ ERGENDEN SORUMLU OLMA YOLUNDA GÖRÜYORSANIZ, DURUN VE DÜŞÜNÜN! SORUMLULUK TANIMLANMALIDIR: Terapist, ergenin ebeveyni değildir. Bizim işimiz, ergenin ebeveyni ile ilişkisini geliştirmektir, onun yerine geçmek değil. Direksiyonun başına siz geçmeyin. Ergeni ne bir ebeveyn gibi kabul edin ne de reddedin. Bu, ergen tedavisinde temel hedeftir.

 

EBEVEYNLERİN SORUMLULUKLARINI HATIRLAYIN: Finansal sorumluluk genellikle ebeveyne aittir. Ergenlerle ilgili olarak, ebeveynler parçaları toplarlar. Ebeveynler ergenin dibe vurmasını önlerler ve sonra tedavi ettirirler. Eğer ergen dibe vurmazsa tedaviye direnebilir. Acı yoksa kendini sıkmaya gerek duymaz. Genellikle ergeni tedaviye getiren dibe vurmuş olmaktır. Ebeveynler çocuğun güvenliğinden ve çocuğun nasıl bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark etmeden sorumludurlar. Aile probleme dâhildir. Ondan etkilenir veya genellikle nedenlerin birçoğu ile ilişkilidir. Hangi tedavi planı seçilirse seçilsin, aileyi içermesi ve ailenin sorumluluk taşıması zorunludur. AMA “Council of Scientific Affairs”, alkol ve uyuşturucu kullanımının, ailede uygulanan şiddet ve haksızlığa yaygın bir tepki olduğunu belirlemişlerdir. Bu yüzden aile kaosu, problemi destekleyebilir, sonra problem daha fazla aile kaosuna neden olur.

 

ERGENLERE YETİŞKİN YA DA ÇOCUK GİBİ DAVRANMAYIN, ONLAR ERGENDİR: DSM – 4 tanı kriterleri yetişkinler ve ergenler arasında ayırım yapmaz. Fakat yetişkinlerden farklı oldukları için ergenlerin tedavisine özgü bazı zorluklar vardır. Ergenlerde, alkol ve uyuşturucu suiistimalinin erken işaretleri fiziksel olmaktan ziyade genellikle davranışsaldır. Alkol ve uyuşturucu kullanımı, fiziksel muayenede kolayca saptanamaz. Yetişkinlerden farklı olarak ergenler, ender olarak fiziksel bağımlılık geliştirirler. Davranışsal bağımlılık madde arayışı içeren aktiviteler ve bununla bağlantılı patolojik kullanım özelliklerinin varlığına ilişkin bulguları, fiziksel bağımlılık ise genel olarak toleransın ve yoksunluğun varlığını tanımlamaktadır. Ergenler, hislerini sözel olarak ifade etmek yerine genellikle davranışlarla belirttikleri için idareleri zor olabilir. Ergenler yetişkinlerden daha impülsiftir. İçki içme ya da uyuşturucu kullanma konusunda daha çok zorlanmaya ya da kontrolsüz dürtüye sahip olabilirler. Daha az ego gücüne sahiptirler ve akran kültürüne karşı daha korumasızdırlar.

 

ERGENLERDEKİ GELİŞİMSEL FARKLILIKLARI HATIRLAYIN: Ergen güçlü biyolojik, psikolojik ve sosyal değişimler tarafından belirlenir. Kızlarda östrojen azalmaları, depresyon gelişimini tetikleyebilir; genç erkeklerde testosteron, agresyon ve vurdumduymazlık ile ilişkilidir. Ergenler akran fikirlerine karşı çok duyarlıdır ve kendilerini başkalarıyla kıyaslarlar. Ergenler, bir psikiyatristin ya da ebeveynin kendini iyi hissetmesi için bulunacağı önerilerden ziyade akranların fikirlerini tercih ederler. Bu büyüyen insanlar, kendi fikirlerinin olduğunu başkalarının bilmelerini isterler ve “bunu nasıl yapacağımı söyleme” düşüncesi içerisindedirler. Ebeveynler ev üssündeki insanlar, akranlar ise gerçek dünyanın olduğu yer haline gelir. ergenlik dönemindeki diğer bir gelişim görevi, ayrılma-bireyselleşmedir. Bu nedenle ailesiyle çatışma yaşayabilir.

 

ALKOL, UYUŞTURUCU VE ŞİDDET İÇİN AKRAN KÜLTÜRÜNÜ DEĞERLENDİRİN: Alkol ve uyuşturucu kullanılan ortam ergenler için yetişkinlerden oldukça farklıdır. Yetişkinler genelde ev kullanırken ergenlerin böyle bir lüksü yoktur, çünkü sırlarını başkalarından saklamak zorundadırlar. Ergenler, kullanmak için evden ya da okuldan gizlice çıkarlar. Favori nokta, genel merkezlerdir.

 

EĞER ERGEN TEDAVİYE İHTİYAÇ DUYDUĞU HALDE REDDEDERSE, ONUN İÇİN LARAR VERİN VE ETKİLİ ŞEKİLDE YARDIM EDİN: Ergenler, tedaviye girene ve maddelerden temizlenene kadar öz yönelimli olmayabilir. Bu durumda, onları tedaviye ikna etmek için ısrarlı davranan ebeveyn ve terapist yaşamlarını kurtarabilir.

 

ALKOL – Madde TESTLERİNİ AKILLICA DEĞERLENDİRİN: İdrar ya da diğer vücut sıvılarının test edilmesi, görüşmelere ya da fiziksel muayenelere cazip seçenekler olabilir.

 

GEREKİRSE BİR ERGEN ya da erişkin PSİKİYATRINA YÖNLENDİRİN.

 

BÖYLE BİR HASTANIN YETİŞKİN PROGRAMINA DEĞİL, ERGEN PROGRAMINA DAHA UYGUN OLABİLECEĞİNİ DİKKATE ALIN.

Ruhsal Sorunlar ve Tedavileri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir