Blog

17 Ocak 2017

Cinsel İşlev Sorunları ve Vajinismus

Vajinusmus DSM V yeni tanısal sınıflandırma sisteminde aşağıdaki gibi tanımlanmaktadır.

Genital Pelvik Ağrı / giriş bozukluğu

Aşağıdaki durumlardan en az birinde sürekli ya da yineleyici zorluklar yaşama

Cinsel ilişki sırasında vajinal giriş sırasında girişin olmaması ya da kısmen olması

Cinsel ilişki girişimi sırasında ya da vajina içinde iken Belirgin bir vulvovajinal ya da pelvik ağrı yaşama

Vajinal ilişki öncesinde ya da vajinal giriş sırasında ve sonucunda vajende ağrı yaşayacağına ilişkin belirgin bir kaygı ve tedirginlik yaşamak.

Cinsel ilişki girişiminde ya da sırasında pelvik tabanı oluşturan kaslarda belirgin gerilim ya da kasılma yaşamak.

Yukarıda A ölçütünde sayılan belirtiler en az 6 ay sürmüştür.
Yukarıdaki belirtiler klinik açıdan belirgin bir zorlanmaya yol açmaktadır.
Cinsel işlev bozukluğu belirgin bir evlilik ya da ilişki sorunu (örneğin eşin şiddet uygulaması) ile ya da bir madde ya da ilaç etkisiyle açıklanamaz

Yaşam boyu süren tipi (birincil tip) kişi cinsel olarak etkin olduğu yaştan beri sürekli devam edegelmiştir.

İkincil tip (Kazanılmış tip): normal bir cinsel işlevsellik dönemi sonrasında durum gelişmiştir.

 

Belirtilerin şiddeti:

Hafif: A ölçütünü karşılayan belirti kişide hafif bir zorlanmaya yol açar

Orta : A ölçütünü karşılayan belirti kişide orta bir zorlanmaya yol açar

Ağır: A ölçütünü karşılayan belirti kişide şiddetli bir zorlanmaya yol açar

 

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARINDA “BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI” YAKLAŞIM

Cognitive Behavioral Approach in Sexual dysfunctions

Prof Dr. Selçuk Aslan

Cinsel işlev bozukluğu, Cinsel ilgi ve istek düzeyinde, cinsel uyaranlara verilen tepkilerde, Cinsel ilişkiyi başlatma ve sürdürme aşamalarında, cinsel ilişki sürecini etkileyecek biçimde bozulmadır. Cinsel işlev bozukluğu bir sonuçtur.  Bu sürecin tetikleyicileri ve sürdürücü etkenleri terapi sürecinde ele alınır. Tetikleyici stres etkenleri ve sürdürücü mekanizmalar incelenir.

Yüzeydeki nedenler ve açıklamaların altında “derinde” katmanlarda yer alan bilişsel yapı rol oynar. Kişilik yapısı, yaşam stratejileri, ara inançlar ve temel inanç. Kişinin derindeki kuralları ve inançları cinsel ilişkisini etkileyebilir.

işlev bozukluğu nedenine bakılmaksızın her iki eşinde sürece sokulması sorumluluk suç kabahatli problemli olma anlamına gelmemelidir. “ Eşinizin cinsel problem yaşadığını görüyoruz ancak sizin davranışınız farklı biçimde olsaydı bu şekilde yerleşmeyebilirdi”. “Bu nedenle her ikinizi de bu sürece dahil etmek istiyoruz”.  Diyerek eşler birlikte sürece alınır.

Birçok kişi yaşanan sorunun kaynağını yanlış bilgilere dayanarak yanlış yorumlamaktadır. Klitoris, vajen, hymen, penis, ereksiyon  süresi , orgazm  ve cinsel evreler  konusunda çiftler bilgilendirilir.

Tutum değişikliği yaratmak : Erkekler seks için daha girişimci ve başlatıcı bir rol üstlenmekte, kadının cinsel konularda pasif olma, cinsel merak ve ilgi göstermemesi yaygındır. Bu tutumun değiştirilmesi amaçlanır. Cinsel işlev bozukluğu yaşandığında ise erkeklerin  tedaviye başvurma ve kabul oranı çok daha düşüktür.  Terapi süreci hastanın erotizme bakış açısını, Cinsel içerikli yazılara ve konuşmalar ve filmlere yaklaşımını makul ölçüde değiştirmeyi de hedefler.

Performans kaygısını azaltmak diğer önemli noktadır. Cinsel ilişkinin başarılacak bir sınav olmadığını, rahat  bir yaşantı olmasını tercih etmeleri sağlanmaya çalışılır. Örneğin vajene  giriş anı, ereksiyon, boşalma  amacına odaklanmayı bırakabilmek çok önemlidir. Anı yaşamak ve haz almayı sağlamak hedeflenir.  Eşin iyi bir sevgili, erotik oyunların oynanabileceği bir partner olabileceğini yaşamak, Masturbasyon ya da self stimulasyon yaşantısına izin vererek tam birleşme korkusu ya da ereksiyon korkusu olan eşin rahatlamasını sağlamak önemlidir.

Hedeflerden bir diğeri cinsel arzuyu ifade edebilmedir. İstenen pozisyonu ve sevişme şeklini ifade edebilme, erotik içerikli konuşabilme, erotik edebiyat, hikaye, film, resimli kitaplar okuyabilme, cinsel ilişki zenginleştirici kaynaklar okuyabilme ve üzerinde konuşabilmek, eşler birbirlerine hoşlandıkları cinsel yakınlaşmayı söyleyebilmeli, istedikleri pozisyonu söyleyebilmelidir.

Eleştirici iletişim biçimi değiştirebilmeli, karşı cinsle ilişki sırasında konuşabilmeli ve taleplerini söyleyebilmeli, birçok çift seksi rutin işlerin en sonuna gereksiz bir ihtiyaç noktasında tutar. Eşler arası iletişimi iyileştirmek, ödülleyici davranışları artırmak, cinsel yakınlaşma için zaman yaratmak çok önemlidir. Erotizmi öncelikli bir ihtiyaç olarak görmeye başlamak değişimi sağlar.

Cinsel terapide nihai amaç daha tatminkar bir cinsel yaşam için davranış değişimi yaratmaktır. Bu hedefe giden yol öncelikle kognitif olarak çiftlerin hazırlanmasından geçer. Cinsellikle ilgili inançlar, tutumlar, stratejiler fark edilerek ele alınır ve daha akılcı alternatifleriyle değiştirilmeye çalışılır.

 

Kaynaklar

Seks Terapi (Elkitabı) Joseph LoPicallo, Leslie LoPicallo.  Çeviri editörü: Cebrail Kısa, CK yayınları. 2012

Resimli Cinsel Terapi Elkitabı. (Binlerce Çiftin Daha Doyurucu Bir Cinsel İlişkiye Ulaşmasına Yardım Eden Teknikler) Helen Singer Kaplan. 2010. .  Çeviri editörü: Cebrail Kısa CK yayınları.

Michael E. Metz (Author), Norman Epstein. Cognitive-Behavioral Therapy for Sexual Dysfunction (Practical Clinical Guidebooks) 2012.

 

Prof. Dr. Selçuk Aslan | Psikiyatrist  ve Psikoterapist 

Ruhsal Sorunlar ve Tedavileri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir